Sunday, 27 May 2012

Sunday, 30 October 2011

Tuesday, 16 March 2010

Zaten acik havadaydik.

Sonu basi yok biliyorum ama icerik hakkinda cafe crown, costa cafe gibi yerlerde tartisma acabilirim. Starbucks bunun yeri degil cunku ordaki insanlar bu tartisma icin fazlasiyla makyajli ve esorfmanli..Bagiris cagiris kaldirmaz Starbucks. Havuclu kek ve kahve'nin yeri orasi.

Ayrildik ve ben geride kaldim.
Hem de ekmegini yedigim, corabimi t shirtumu uzerinden kazandigim internet yoluyla.. Simdi diceksin ki, ayrilcak iki insan ates yoluyla da olsa, Ingiliz kraliyet ailesi esliginde de olsa ayrilcak nasil olsa. Ne farkeder ki diceksin?

Sen yanimda olmadikca ister Afrika'da bir agacin uzerine yaz, ister yuzume bas bas bagir. Hicbirsey farketmez..

Eger sen kolumun altindan cekilmek istersen, gozlerinle artik bir alakam kalmadi dersen sessiz olmayi isterim sanirim bir sure.. Bu sure icinde seni bir turlu anlayamadigim icin kendimi anlayamam. Nasil bir sabah uyanir, disini fircalar ve boyle bir riski alir? Nasil yarin ise giderken, ogle yemeginde benimle konusmayacagini bile bile karni agriyip kaldirima oturmak zorunda kalmaz? Nasil icerden benim gelme ihtimalim olmadigini bile bile yorganini cekip ustune, duzenli nefes alabilir uyumadan once? Nasil benim onu guldurcegimi bile bile aglamayi goze alabilir?

Bunlari bile bile kendi elleriyle nasil olur da yuzume bir kez daha bakmadan bana bitti diyebilir? Caymaktan mi korkuyor..olur da fena hissedersem, olur da asik oldugum adami karsimda gordugumde, ben herseyi denemeliyim derse diye mi korkuyor acaba?

Hatalarim varsa da, yere oturup iki cocuk gibi senin hatalarinla da beraber ortaya dokup
yapboz gibi cozmez miydik? Arada sise cevirip opusmez miydik?

Bilmiyorum, tek bildigim bir sabah uyandigimda bilgisayarimin pismis pismis bana artik "Ha bu arada sevdigin hatun seni artik istemiyor gibi" dedigiydi. Bilgisayarimla bu kadar yuz goz olduguma mi yansaydim, karsimda cevap vercek bir canli olmadigina mi bilemedim.
Hala da bilemiyorum..

Socrates ve Freud cok huysuz iki adam olmali, kesin onlarin da kadin gunlerinde sikayet eden hatunlari vardi. Socrates gay olabilir gerci emin olamadim ama sikayet her zaman sikayettir, birinden memnun olmadiginin disa vurumudur. O kadar soru sorup da verdigin onca cevabin hayatta aslinda hicbir pragmatik yarari olmadigini anladigin anlardan biri bu. Tipki lisede bir havuz probleminden kaptiklarini, sana bir gun bir havuzu doldurma ve bosaltma gorevi verilmesi ihtimalinde kullanabilcegin gibi. Filozof olcam, herseyi cozcem diye onca sene tek basina televizyon izle, onca sene sahilde otur eblek eblek, onca defa kediyi uykusundan kaldirip, sirf camdan disari bakarken estetik oge olsun diye rahatsiz edip dusun et sonunda yine mutsuz olabiliosun. Aptal olmicam diye ikinsan da, aptalin bu hayatta mutlu olma sansi cok daha yuksek oluyor. Bunu cok dusunen cok uzulur manasinda soylemek de istemiyorum ama istatistikler bu dediklerimi dogruluyor sanirim.

Bu belki de "Ulan ben emaille ayrilincak adam miydim" demenin baska bir yolu. Ya da yuzune "Sen benden emaille nasil ayrildin ki" diyememenin..

Sonucta yine bana gore dunyanin en az ilgi cekici insaniyla basbasa kaldim yine. Zaten 25 senedir bu adamla konusuyorum, simdi yine pesimden ayrilmiyor. Ruhum sikiliyor. Elinde ilgimi cekebilcek, iki muhabbet dondurebilcek herhangi birsey kalmadi. Sacma sapan bir suru hikayesi var da hepsini ben de biliyorum o yuzden sanirim sabah kahvaltida gevregimi bile birileriyle paylasmayi goze alabilirim.

Seninle visne recelini bile paylasirdim.. hatta bayilmama ragmen butun zeytini sana birakabilirdim.. sense cay katcam diye masadan kalkip, yan odadan ben cikiyorum diye email atmayi tercih ettin..

Istahim falan kalmadi sanirim.

Basini hatirliyorum da sonu biraz habersiz bitti.
Arasi ise dunyada en cok keyif aldigim vakitlerdi.

Uzgunum, ne diyebilirim. Ben seninle visne recelini paylasip, basim donene kadar Starbucks'da kahve icip, havuclu kek yiyebilirdim. Sonrasinda da kulaha top top dondurmayi doldurup, sahilde ruzgardan yuzunu kapayan sacinin altindan gulumsemeni gormek icin tokani bile gizlerdim..

Sense bir hava alcam diye masadan cekip gittin..

(Zaten herkesden daha acik havada, cimlerin uzerinde, papatyalarin icinde, yuzumuzde gunesle oturuyorduk..)

Monday, 15 March 2010

Basi

Ohom deneme..